22 Mart 2012 Perşembe

Aşka Dönüş



"Modern zaman muhaciri" Mauro (Mavlud) Martino, on binlerce kişinin okuduğu Rücu isimli romanının ardından yine çok beğenilecek bir romanla okurunu mistik bir yolculuğa davet ediyor...

Zifiri karanlık kuyulardan başlayan bir yolculuğun sonu Aşk olabilir mi? İnsan hakikate nasıl ulaşır? Varlığın özü sevgiyse, sevginin özü nedir? Romanımızın kahramanı tüm bu soruların cevabını bulmak için çıktığı yolculukta hem "hakikat"i hem de Tolstoy'un sorduğu "insan ne ile yaşar" sorusunun cevabını keşfediyor...


Yazar : Mauro (Mevlud) Martino

Çevirmen : Zeynep Apaydın

Yayınevi: Anatolia Kitap

Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak yazarımızın kendisinden dinleyelim,Aşka Dönüş, bir adamın, ışığa doğru yükselmek için nasıl içe yöneldiğini ve karanlığın içindeki her şeyi terk etmek zorunda kalışının öyküsünü anlatıyor.

İçe yöneldiğinde gördükleri ve kurtulmak zorunda oldukları onu şaşkınlığa düşürür ve aklı karışır. Başlangıç aşamasında, aile ve toplumun kendisine bağlı kalmayı dayattığı her şeyi bırakmasını gerektiren sancılı bir karar almak durumunda kalır. Yerleşik düzenini ve alışkın olduğu hayatı geride bırakıp, yüreğindeki sevginin gerçek manada olgunlaşıp yeşereceği, daha ruhani bir yaşama geçerken ve nihayetinde geçmiş yaşamının kabuğunu kırdıktan sonra önceki varoluşuna nispeten daha büyük bir şeye bağlı olarak bir nevi yeniden doğarken korkuya kapılmadığı söylenemez.

Değerlerini yitirmiş bir ailede parçalanmış bir adam olarak bu kabuğu kırma çabası hor görülür. İçinde yaşadığı toplumun değerlerini temsil eden kontrolcü bir eş ve kayınvalideden uzaklaşmasını takiben dünyevi başarılar elde etse de bunlar ona kafi gelmeyecektir. O kabuğu tamamen kırıp, yeniden doğabilmek ve başlangıçtaki rüyanın sonucuna ulaşmak ve yalnızca gerçek sevgi olarak adlandırılabilecek bir mertebeye ulaşmak için bunu da arkasında bırakması gerektiğinin bilincindedir.

6 Şubat 2012 Pazartesi

İffet Yâ Hû



İffet, meşru daire içinde yaşayıp gayr-i meşru sahaya nazar etmeme, el uzatmama, adım atmamaktır.

İffetli bir insan, göz, kulak, el, ayak gibi bütün âzâların helal dairedeki lezzetleriyle yetinmesini bilmeli, hiçbir şekilde ve hiçbir yolla haram işlememeli, izzet ve haysiyetine dokunacak durumlardan da sakınmalıdır.

Elinizdeki kitap günümüz neslinin en büyük imtihan unsurlarından ve Allah Resûlü'nün ifadesiyle müminler için en tehlikeli kayma sebeplerinden biri olarak üzerinde durulan iffeti /iffetsizliği dünden bugüne yaşanmış örnekleriyle anlatıyor:


Yazarı : Ali DEMİREL

7 Ekim 2011 Cuma

İlm-İ Aşk



"İnanmazsan anlatamam ki sana, zira aşk inanmakla başlıyor." Aşk bahsine bir gül dalı ile giriverdim ben. Hiç sual etmedim, aşk dedim, inledim. Zahitlerin, dervişlerin kırk günde tamam ettiği çileyi, ben kırk senede tamam eyledim. Kırk senede kırk efsunlu kelime devşirdim de İlm-i Aşk düştü avuçlarıma. Sükûtu bildim, lakin susamadım. Sussaydım aşk beni terk eyleyecekti belki. Bu sebeple düştüm yollara ve dahi "Aşk yolda olmaktır" dedim, öyle bildim, öyle inandım. Sükût eylemek istedim, lakin kelimeler öyle güzeldiler ki, kıyamadım. İlm-i Aşk ömrümün hülasasıdır. Ezelden bedenime nakşedilmiş goncadır aşk. Dileğim odur ki aşkı bilenlerin elinde, aşkı terennüm edenlerin dilinde seneleri ân eylesin. Benim lisanımda, sükûtum dahi aşkı söylesin. Aşk onu işitecek kulak arıyor, aşk ismini söyleyecek dudak arıyor. Aşk seni arıyor, ama bilmiyorsun ey kâri. Aşk olsun...

Fatih Duman

22 Eylül 2011 Perşembe

Aşka Adanmış Bir Ömür



Yeryüzünde aşk ve sevgi namına yaşanan tüm yakarışlar, tüm feryatlar, tüm yönelişler Hatice’nin aşk okyanusu yanında deryada damla kalırdı.

Yazar Nurdan Damla

14 Ağustos 2011 Pazar

Kendinden öte bir yol




Kendinden Öte Bir Yol, Salih Özaytürk’ün ilk kitabı. Kitap, baştan sona, varoluşa dair sorgulamaların derin bir teslimiyetle atbaşı gittiği, keskin ontolojik çözümlemelerin enfüsî açılımlara eşlik ettiği bir çizgide ilerliyor. Ve son tahlilde, okuyucunun iç dünyasında özlenesi bir hali, bir ‘huzur hali’ni miras bırakıyor.

Salih Özaytürk ismi, tanıyanlar için, bir coşku ve sükûnet halini çağrıştırır. İlk bakışta birbirine zıt gözüken bu iki hal, Özaytürk’ün kişiliğinde, sözünde ve yazılarında buluşur, birleşir.


Dün gece yar hanesinde

Yastığım bir taş idi

Üstüm yağmur altım çamur

Yine gönlüm hoş idi


Salih Özaytürk

6 Haziran 2011 Pazartesi

Muhibbi Divanı




Ey mazhar-ı nûr-ı Hüdâ nûr Muhammed Mustafâ
Yok nazîrin senin hâşâ nûr Muhammed Mustafâ


Ruhların lezzetine gelince onlar muhabbet şarabını içerler ve ulvi tatlarını böyle alırlar.Sakileri ledünni alemin gelinleridir.Yerleri vuslat alemindeki halvetgahtır...


Yazar: Safer Dal

3 Mayıs 2011 Salı

Aşkın Gözyaşları






“Susmak sessiz kalmak değil dışarıya karşı sağır olmak da değil. Biz aleme gürültü için geldik. Bu gürültü kulağın değil yüreğin kıyameti olmalı. O halde kıymet bilmezlerden seni anlamalarını bekleme.“

Aşk, yaşanmadan konuşulmaz. Aşk’ı konuşanlar aşkı yaşayanları anlamaya en uzak olanlardır. Aşk’ı bilmeden dokunduğunuz her şey ateştir, acıtır, yakar. Aşk’ı zikretmek için, söz dudağa gelmeden önce cemre gibi yüreğe düşmelidir. Bakışınız, konuşmanız ,yazınız aşk kokmaz şayet bilmeden dokunuluyorsa. Aşk ne o vakit? Ah çekmede dahi aşk tüten harfler aşkı anlatmakta acizdir, acuzedir. Saatlerce, sayfalarca da edebiyatını yapsanız, kulağa hoş terennümler de söyleseniz ”ben”likten ,”Bir”liğe” geçirmediğiniz an aşktan habersizsiniz demektir. O nedenle Hz. Pir:”Aşkı mı öğrenmek dilersin? Ben ol da bil.” derken ”Bir” ol da gel demektedir. Aşk ne çektiyse aşkı bilmeyenlerin dilinden çekti. O nedenle aşk denilince sevginin cılız boyutunu,tutkuyu, beğeniyi, özentiyi aşk sandılar. Aşktan ağızlarının yandıklarını sandılar ve aşkı öcüleştirdiler. Oysa aşk benlikten çıkanların, enaniyete köle olmayan özgürlerin harcıdır.

Sinan Yağmur
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...